23 Haziran 2016 Perşembe

Letter from an Unknown Woman



stefan zweig'in kadın ruhunu bir kadından daha iyi anladığı aşikardır ki kitaplarında kadınların ince düşüncelerini etkileyici betimlemelerle görmek mümkündür.
 şüphesiz ki tarihin en  naİf  kitabından uyarlanan  en  nafi filmi 1948 yılında çekilmişti. Tarihte hiçbir oyuncu lisa karakterini bu kadar yaşayarak canlandıramazdı. o utangaçlık,ellerle oynaması ,ses tonu ve bakışları her kadının içinde bir tutam lisa olduğunun farkına varması sağlıyordu.
stefanın da  sadece anlık olan sıcakkanlılığı başarılı bir şekilde yansıtılmış.
ben kitaba yeni başlamışken kendimi tutamayıp izledim , kesinlikle tavsiye ederim.(imdb 8)
unutmayalım ki  kaderde  yoksa o kişi, zorlamanın da bir mantığı yok aslında  ama gerçekte her kadın sonuna kadar zoru seçiyor.

28 Nisan 2014 Pazartesi

ödül

sevdiği adam için kırmızı güller almıştı.saatine baktı gelmesi  gerekiyordu. Gene geç kalmıştı.bahaneler üretmeye başladı kendi kendine otobüsü kaçırmıştır dedi.ya da bir aksilik olmuştur o zaten hep geç kalırdı.anlayışlı bir kızdı anlayabilirdi bahanesine kesinlikle inanacaktı.
adam elinde çikolatalar ile telefonla konusurken gözünü kırptı.kız kalp seslerini duyabiliyordu gülümsemeye başladı.adam sadece kafasını salladı .
telefonu kapattılar.bir kafede oturdular.
adam kıza en sevdiği çikolatalardan almıştı kızda adamın en sevdiği güllerden adam güllere bakmamıştı bile.
beni dinle önemli bişey anlatıcam dedi.
kız dinledi. aslında duymuyordu sırtında yükselen ateş kıvılcımlarını hiseti.cümleler onu kırmamak için ayarlanmış ustaca yazılmış replik gibiydi
değişmeyen tek şey adamın kensinin kıza layık omadıgı söylemesiydi.bu basit bir aşk hikayesiydi.bir adamın biz kızdan ayrılışının hikayesi.
kız güllerini geri aldı.teker teker kafalarını kopartıp adama doğru atmaya başladı.
ağlamamak için kendini tutarken gülmeye zorluyordu.herşey olması gerek gibiydi.
bağırıyor çağırıyor güllerin kafalarını kopartıyordu.adam hakaret ederek dışarı çıktı.
kız bir daha hiççiçek almadı ne kendisi için ne başkası için.
adam bir sürü daha  çiçek aldı kadınlara.olması gereknde buydu
bir kadının aldıgı çiçeği kabul eden erkekten ne beklenir di ki?
kadın bu kadar basit olan hikayeyi hiç unutmadı.çünkü klişeler yaşanıldıgı zaman anlam kazanırdı.
bunları ondan uzakta cafede oturan sıradan bir kızın yazacagını hiç düşünmeden yapmışlardı.o an umursayacakları en son kişi ne de olsa bu kızdı.
kızda zaten bu hikayeyi yazıp ödül kazanmadı 

4 Nisan 2014 Cuma




””“”kendi kendine konuşmak delilik mi?
dedi içinden .bu cümleyi ciddiye aldı ve tekrarlamaya başladı. her tekrarında bir şeyi fark etti ki sesi daha cok cıkmaya başlıyor  ve her defasında içinden birşey  kendine meydan okuyordu
delilik kelimesine takıldı
ben delimiyim?
artık bu cümleyi tekrar etti. delilik neydi?delilik sorunun kendinde oldugundan mı kaynaklanıyordu yoksa çevrenin sorunlu oldugunu anlamaktan mı? bu konu hakkında milyonlarca soru bulabilirdi.belki sadece sağlıgındaki sorunlar yüzünden böyle hissediyordu  uyarıcılar  …aklı iyice karışmaya başlamıştı.
karışan beyni ona birkaç saniye önce düşündüğü şeyi unutturmuştu.
soru neydi?
sorun neydi?
bilmiyordu ama cevabı bulmuştu.
hiç aklına gelmemiş gibibirkaç saniye içinde düşeneceğibaşka konular buldu
döngüye devam etti..”“”

la migliore offerta üzerine


filmin konusu müzayede sahibi zengin bir kişinin başına gelen olaylar anlatılıyor
filmde o kadar güzel detaylar varki o kadar mükemmel kurgulanmış ki hayran kaldım açıkçası
müzayede sahibimizin tabloları sahiplenmesi çok hoşuma gitti hayatında kimse olmadı ama o yüzlercesine  sahipti karşısında onlara bakıyor onları seviyordu.hayatında yer vermişti hepsine
neyse spoi vermeden yazımı bitirmek istiyorum.
kesinlikle tavsiye edeceğim bir film.





- Kendimi iyi ifade edemedim. İnsanlarla çok konuşan biri değilimdir.
+ İnanın bana böyle bir alışkanlığınızın olması büyük şans. Çünkü insanlarla konuşmak son derece tehlikelidir



kırık bir bardakta fesleğen yetiştirmek
ve dikkat nasıl dağıtılır adlı uzun çalışmam.
sağlıcakla

bağımsız

şöyle sevdiğiniz ve sevmediğiniz insanları bir düşünün derim
sizce hangi taraf daha kalabalık?
bence sevmediğiniz insanlar
çünki onları daha cok kafaya takıyor ve sevdiğimiz insanlardan farkında olmadan daha cok değer vermiş oluyoruz
bize verilen hayatın geri dönüşümü olmayan saniyeleri…
daha büyük hediye var mı?






"sonsuza kadar mutlu yaşadılar"dünyanın en saçma cümlesi ilan ediyorum
sonsuzluk güzel mi?
mutlu olurken insanların sonsuza kadar sürmesini istediği için uydurdugu tabi ki gerçek dışı ama kulağa da itici gelen bir cümle
beni burda rahatsız eden kelime sonsuzluk değil mutlu yaşadılar.
o cümlenin bir öznesi değilsem itici işte..







sevmediğini bir işe  sevmediği bir otobüsle sırf birkaç ay sevdiği insanlarla tatil yapma hayali ile biniyor her an hayalini kuruyor ona verilen bireysel ödevlerini yapıyor ve başa sarıyor böylece insanlar hayatlarındaki küçük detalylarından mutlu oluyorçoğu gerçekten o kadar küçük dünyada yaşıyor ki çoğunluk için önemsiz gelecek detaylar  onlar için büyük bir anıya dönüşüyor

farklı zamanlarda farklı anlamlar içeren paylaşılması gereken yazılar.

7 Mart 2014 Cuma

eks


detaylar
detaylar
diye  soylenmeye başladı.
bir intihar  mektubunda yazmanın puf  noktası idi.insanlar sayfalarca hayatını dökmez sadece onları bilge gösterecek ya da son söz olarak akıllda kalacak kıssa ama kullanışlı kelimeler secerdi.
eks istisna idi.o hayatının tum detaylarını sıgdırdıgı sayfalar dolusu intihar mektubu yazdı.bu fikre yaklaşık dort aydır düşünüyor iki bucuk aydır cesaretini topluyor ve bir aydır hergün üşenmeden mektup yazıyordu.kimisini beğenmiyor kimisini uykusundan uyanıp tamamlıyordu.istediği onu insanların unutmaacagı bir mektuptu.ve bu sefer başarmıştı.
27 yaşlarında 1 80 boylarında kumral bir insandı.mutlu olması için hiçbir nedeni yoktu.aslında  psikolog olsa tum sorunları cozzulur gibi düşünüyordu.ekse göre tum sorunları sııradandı ancak gittiğison psikologa ispanyolca küfürler savurdu.ona değer vermediğini düşündü.saatine dünyalar verdiği bir insan için değeri hak ediyordu.
internetten yurt dışından söylediği ithal beyaz masasına son mektubu yazıyordu.ne kadar heveslenmişti ve aldıgı en pahalı eşyalardan biri olan bu masa için tüm antika siteleri gezmişti.
şimdi bir çöpten farkı yoktu.
insanlar intihar mektubuna imza atarmıydı?
fazla mı resmi olur du?
saçma?
gülümsedi
evet ben toprak altındayken insanların mektubumu okuyup gülmeleri beni  kesinlikle  rezil eder dedi.
kendi kendine konuşmaya 9 yaşından itibaren başlamıştı. onu oyuna almayan arkadaşlarına inat kendi kendine oyunlar uydurur ve zihninde oynardı.daha fazla eğlenmiş rolu yapardı.hatta onu oyunlara almayan başdüşmenı diyeceği insanla ilerde arkadaş olmuş hatta aynıı iş yerinde çalışıyordu.tamamen cıkar ilişkisi de olsa uzaktan bakan iki sıkı dost diyordu.
eks için hazırlıklar tamamdı.son maaşının yarısı fiyata aldıgı saaatine baktı.
evet dedi.
en sevdiği takım elbiseleri üzerinde saatin 3:41  oldugu dilimde  kapıyı açtı.
karşısında sevdiği gibi gözüken ve hiç sevmediği arkadaşı duruyordu.çocukluktan beri tanıdıgı yeni evlenmiş çiçeği burnunda gayet mutlu ancak ekse bakarken meraklı ve sinirli bir adam vardı
-ne oldu?telefonda soyleyemeyecegin cok önemli şey ne eks? söylesene!
eks gülümsedi.
kendini  cam masaya dogru fırlattı.sonra hızını alamadı duvara carptı.kendi kendine dayak atıyor gibi ordan oraya vurdu.arkadaşı korktu kendine gel diye tutmaya çalıştı.
en son pencereden kendini boşluga bıraktı.
dokuzuncu kattan düşen bir erkek cesedi.en başından beribir ceset gibiydi eks yaşayan ölüden farkı yoktu en azından resmiyet kazanmıştı.
arkadaşı ambulansı aradı.polislere haber verdi.olay yerine geldi.polislere kendi kendine cam masaya vurdugunu sonra attıgını söyledi.
masadaki  mektupları polislerin bulması zor değildi.
arkadaşı tutuklandı.
eks mektupta neler yazıyordu?
eks mektubda arkadaşının karısının kendisi ile aldattıgını ve olaydan haber olur her gece kapısını kilitlediğini ve arkadaşından korktugunu yazdı.bu mektpları eğer başına birşey gelmesi halinse suclunun kim oldugunu ifşa etmek adına blog yazar gibi yazdını anlattı.
arkadaşı tum olaylara şaşırmıştı.cocukluk arkadaşı tum hayatını tepetakla etmişti.
o eve gitmeseydi hayatı bu hale gitmezdi.
sonucta arkadaşı cezaevine yıllarını verdi.
eks oldugu ,istediği gibi boşu boşuna değil arkasında buyuk değişimler ve hatıralar bıraktı.
kimse unutmuyordu eks
kimileri olayın masumu kimileri hain bir arkadaş gözü ile baktı.
sonucta eks ölmüştü.
mezarda onlara gülümsüyor değildi ya
.

22 Şubat 2014 Cumartesi

akrep

akrep yelkovanı uyarıyor kendisini takip etmesin ibırakmasını istiyor
yelkovan yılmıyor bu sefer geçicem seni diyor
akrep korkuyor geçmesinden daha fazla hızlanıyor
yelkovan pes etmiyor
ben ikisinin tatlı rekabetini izlerken zaten zaman benimle oyun oynuyor
en azından ben onları bu kadar başı boş bırakmışken  geçen her saniyem için yenikeşkeler yazıyorum yeni hayal kırıklıkları ve utanmadan hayal kuruyorum
akrep  bana gülüyor olmalı bir yerde
bu aptalın düşlerine  gerçekleşmeyecek isteklerine odaklanmışken yelkovan onun üzerinden geçiyor ve zafer coşkusuyla geri ileri geçip zaferini akrebin gözlerine sokuyor
ve saatimiz bozuluyor
hayır bu hikayede sadece ben acı çekiyorum
akrep tamir edlebiliyor akrep en başa döne biliyor
ya ben?

sorun neydi?

haklısın
diye söze başladı.gözlerinde gene ben herşeyi bilirim bakışı vardı.bu yüzden haklısın sözüne şaşırmamıştı.cümlesine devam etmesini bekledi.
-haklısın
diye tekrar etti.sana herkesden daha fazla değer vermek benim suçum.bırakmalıydım seni herkes sana davranıyorsa öyle davranmalıydım hak etmediğin değeri vermek benim suçumdu.
sözlerine devam ettikçe gülümseme başladı.artık sadece bakışlarıyla değil tüm mimikleri ile kusursuz bir bilmişlik ve kibir dolu cümleler kuruyordu.canını sözleri değil bu hali daha çok acıtabilirdi.
ama o hiç bir sözden etkilenmedi sadece baktı sözünün bitirmesini bekledi sonra gülümsedi karşılıklı olarak.bu gülümseme ona bağıran kişiyi daha çok sinirlendirmeye başlamıştı.utanmaz biri diye düşündü.
daha fazla cümle kurmaya bile değmeyecek  gereksiz bir insan olmalı dedi.
son kez kaşlarını çatarak odadan çıktı.arkasına bakmak yerine yavaş yavaş adımlarla sanki bir sesin ona karşılık vermesi ve kaldıgı yerden hararetli tartışmasına devam etmesini bekledi.
ama hiç bir ses vermedi.
daha fazla sinirlendi.tek kelime dahi etmemişti hemde sırıtmıştı küçükbir çocuk gibi.daha fazla dayanamadı sakin olamadı ve geri döndü kapıya ulaşmadan önce biraç saniye duraksadı.
hızlı adımlarla geri dönerek  ilermeye başladı.
karşısında odada duran eski bir  aynaya yumruk attı bileğine kadar kanlar dolu bir şekilde kırılan aynaya baktı.o mu çok kırılmıştı yoksa odada ayna mı? ayna  ile muhabbet eden kendisindemiydi tüm suc karar veremedi.
sadece izledi.daha önce bu aynayı kırmalıydım diye içinden geçirdi.
sonra aynanın kırıklıklarını saymaya karar verdi.
kahkaha attı ve bir ,iki üç…..diye devam etti.

Agnes Obel - Riverside




gifleri kendim yaptım
sevdiğim birşarkının sözleri
dinlemenizi tavsiye ederim
klip ve şarkı insanı farklı yerlere götürüyor gerçekten

7 Şubat 2014 Cuma

Flight of the Conchords

yeni dizim:
Flight of the Conchords
oldukça güzel ve en önemlisi doğal bir dizi.yani yapılan mizah o kadar doğal geliyor ki tamam bu adamlar  rol yapmıyor diyorum hani rol yapmaktan öte kamerayı alıp çekmişler gibi.
espriler son derece güzel.konuyla ilgili yaptıkları  aışırı anlamsız şarkılar eğlenceli
çok beğendim tasiye ederim.
e2 tanıdıgım ve çok begendiğim bu ikiliyi izlemenizi tavsiye ederim.
kameralı telefonun bir fotograf makinasına baglı nokia3310 olmasına bayıldım.
birde en sevdiğim replik
"eğer işsizseniz tatil yapmazsınız."

6 Şubat 2014 Perşembe




-fazla düşünüyorsun dedi kız .gözlerini adamdan alamamıştı.her bakışını ayrı ayrı  inceliyordu.
-hem bu kadar düşünecek ne var ki ?birşeye   ya var dersin ;ya yok dersin düşüncelere dalıp kendi labirentinde kaybolmamalısın .oraya hapsedecek kimse bulamıyorsun bile nefes alamıyorum diyorsun çünki düşüncelerde boğulmak sana zevk veriyor.inkar ediyorsun ama içinde bir şey acı çekmene seviniyor.hak etmediğin şeyleri yaşayarak masumu oynuyorsun.
için rahatlıyor.
düşüncelere dalıp aslında en başından beri vermek istediğin cevabı veremiyorsun.
en başından beri evet sorun bende diyemiyorsun.
-haklısın
dedi adam.gözleri fazlasıyla büyümüş dudakları kurumuş bir halde kıza bakarak
-birşey var ve ya yok.ve sen yoksun.
hiç olmadın.belki de olmayacaksın.

ne zaman mutlu oluyoruz biliyor musunuz?


kendimizi başkaları ile kıyaslamak  yerine herkesin kendi hayatı-kendi başarısı dediğimiz an mutlu olabiliyoruz.gözlerimizi başklarına bakmak yerine ileriye baktıgımız an ilerleyebiliyoruz.
yoksa hayatımızda hep mağduru oynayarak kendimizi kandırıyoruz.
bahaneler üretiyoruz.sonra inanmak için olaylar kurguluyoruz.
belki mantıklı belki mantıksız inanıyoruz.
mutluluk sanki hiç bizim olamayacak gibi düşünüyoruz ve saniyeler öncemizi bile hatırlayamadıgımız bir hayatta mutlulugun ayaklarımıza gelmesini istiyoruz.
"bekliyoruz" ,"istiyoruz "hayatımız sadece bu iki kelime üzerine kurulu gibi hareket ediyoruz.
bizim dışımızda herkes mutlu ve çoğu hak etmiyor gibi yargılayıp kendi mahkememizde kendimizi cezalandırıyoruz.
kaç yaşında olursa olsun insanlar sadece mutlu olmak istiyor.
çoğumuz mutsuz ve önemli nedenleri var
ama değiştiremeyeceğiniz şeyleri düşünmek yerine değiştirebileceğiniz şeylere odaklanıp içinizdeki potansiyeli bu yerlerde harcayın.
sizinle beraber kalıp sizi boğmasına izin vermeyin.
düşseniz bile siz düşün diğerleri hızlı koşuyor diye düşmeyin diğerleri diye cümle kurmayın.
sorun sizde 
çözümde sizde olabilir.

bir cümle tüm hayatınızı özetleyebilir.


26 Ocak 2014 Pazar

görünmez adam

dikkat çekmeyi sevmiyordu.kaç yaşındasın sorusuna bile saniyeler sonra cevap verebiliyordu çünki 20 yaşından sonra saymamaya doğum gününü kutlamamaya başladı.her gün onun için havanın güneşli ve ya soğuk olmasından ibaretti.kalabalık ortamlarda  fark edilmemeyi seviyordu.bir kenara var oldugundan bile şüpheli bir şekilde diğer insanları izlemeye bayılıyordı.eğer ona birşey olursa arayacakları herhangi bir numara belge bilgi yoktu.böyle olmasını isiyordu.görünmez adam olmak böyle birşeydi.nefes alıyordu ama kimse onu fark etmiyordu.en fazla birkaç saniye yüzüne bakılıyor ve unutuluyordu.parkta emekli insanların hayatlarından geriye kaç günkaldığının hesabını yapanlar ve daha hayatına başlamayan çocuklar parkta güneşim tadını çıkarıyordu.
yaşlı biradam dikkatini çekti.yaşlı adamda onun gibi insanları seyrediyor ama bunu ara ara başka yöne bakarak doğrudan insanları incelemeyerek yapıyordu.yaşlı adam fark etti.sakal ve saçın birbirine karıştığı temiz bir pantolon ve yırtık ceketli adam görünmez adamı fark etti.görünmez adam önce tedirgin oldu.yaşlı adam elindeki poşetlere bankın kenarına bıraktı.ve yürümeye başladı.sakin adımlarla nereye gideceğinden emin bir şekilde durmaksızın yürümeye başladı.arkasında görünmez adam takip ediyordu.görünmez adam ,yaşlı adımın takip edildiğinin farkında oldugunu biliyordu.derken adam hızlanmaya başladı.yaşlı adam bir köprüye doğru yürümeye devam etti.sonra arkasına bakıp görünmez adamın gelmesini bekledi.köprünün altında doğru yürüdü.peşinde görünmez adam vardı.
yaşlı adam ısılık çaldı çevresinde kartonlarda yatan çitlerden atlayan yaklaşık dört kişi geldi.görünmez adam korkmaya başladı belki de korkmalıydı.
detaya girmiyorum.görünmez adam yakılmış halde bulundu.kimliği belirlenemedi.birkaç yerel televizyon bunu haber yaptı.birkaç gazate 4 cümle ile olayı anlattı.
kimsesizler mezarlığına gömüldü.
işin garip tarafı eğer başına bunlar gelmeseydi ve ölseydi durum gene değişmiycekti.olan haberlerde geçen birkaç saniyeye ,gazetelerde yazılan birkaç satıra oldu.
görünmez adam şimdi gerçek bir kahraman.

bay mutluluk-rengarenk

insanlar ona farklı bir canlı türü gibi bakıyordu.yıllar geçmiş ve bu bakışlara alışmıştı.kaldırımda tek başına yürüyemiyordu  içinden dünyanın ona göre bir gün özel kaldırımlar yapılması gerektiğini düşündü insanlar bay mutluluk  geliyor diye bağırmak istedi.ama insanların yaptıgı tek şey  yolda birkaç saniye onu süzüp acıma dıuygusu ile bakmasıydı.
o bay mutluluktu.elinde bitmeyen balonlarla çocuklara  mtlu etmekle görevlendirilmişti.aklaşık 130 kilo civarında görünümü vardı.her renk tonundan balonları vardı.yüzünün asık gördüğü her çocuğa elindeki balonlardan birini şişiriyor ve tek nefesinde kocaman bir balon oluyordu.ve balonu verdiği her çocuk mutlu oluyordu.parka doğru yaklaşırken sokağın kenarında yeni bir bina önünde ağlamakta olan küçük bir çocuk gördü.parka doğru ilerlerken adımlarını değiştirip çocuğa doğru yöneldi.yaklaştı çocuğun gözlerine baktı ve onun için limoni renkte bir balon aldı nefesini tuttu vebıraktı balon tek bir nefesinde kocaman şişti çocuğa balonu verdi.çocuk çok şaşırmıştı ağlıyrdu ve artık birbalonu vardı gözyaşlarını kazağına sildi ve bay mutluluğa sarıldı.onu kolları ile kavramaya çalıştı.bay mutluluk daha çok şaşırmıştı geneldeçocuklar elindeki balonu alır ve yukarı doğru tutar hatta uçmasını isterdi.çocuğun sıcak kalbini hissedebiliyordu balonu değil sevgiyi görmüştü çocuk.
sarılma bittikten sonraçocuk gözler sulanmış ve bu sefer mutluluktan ağlıyormuşçasına bay mutluluğa bakıp “-bir tane daha  veriri misin?”
dedi.
bay mutlulukşaşırmıştı.normalde çocuklar yabancı birinin verdiği bir tane balon ile mutlu oluyordu ve bir balon bu çocuğu mutlu etmeye yetmemişti.
elini cebine koydu ve bir renk daha seçti ona kıpkırmızı renkte bir balon şişirdi.eline verdi.çocuk bu sefer mutlu olmuştu.annesi geldi çocuk elinde iki balonla uzaklaştı 
ama o gün her şeyin değiştiği bir gün oldu. bay mutluluk bunu anlayamazdı.anlayamadı.
tekrar  parka doğru  yol aldı.o gün farklı bir şey vardı.
o gün çok fazla çocuk mutsuzdu.hatta gözleri ıslanmaya başlamış ve bay mutluluğu arayan gözleri fark etti. bu çocuklar neden bu kadar mutsuzdu?
elinde cebinde va çantasında binlerce balon vardı ve bu balonlar burdaki tüm çocukları mutlu edebilir diye düşündü.yaklaştı ve yanına birkaç çocuğun geldiğini fark etti.bugün ona her şey arklı geliyordu  yanına 6 yalarında 2 çocuk geldi. diğer çocuklar bay mutluluk ve çocukları izliyorlardı.
çocuklar bay mutluluğun yanına gelip
üzgün gözlerle ona doğru baktı.daha ağızlarından kelimeler çıkmadan önce bay mutluluk anlamıştı ve cebinden gök mavisi -armut rengi iki balonu şişirmeye başladı.çocukların ellerine verdi. ve çocukların  halen mutlu olmadığını gördü.buna çok şaşırmıştı.çocuklarda hiçbir değişiklik yoktu
onlara neden böyle olduklarını sormadan uzun saçlı çocuk bay mutluluğa - geçen gün emreye iki tane balon verdiğini ve onlara bir tane balon verdiğini söyledi.sonuna bir tane daha isediğini söyledi.
bay mutluluk sinirlenmeye başlamıştıama bir çocuğun sözlerine oldugundan çok tepki vermemeliydi.cebinden bir balon daha çıkarttıbalon laciert rengteydi.şişirdi ve çocuk mutlu olmaya başladı.derken yanına gelen çocukta bir tane daha istedi onun içinde yeni bir balon şişirdi.etrafı kalabalıklaşmaya başladı çocuklar bay mutluluğa doğru geliyordu.bay mutluluk bir tane daha şişirmişken bir ses geldi. bir çocuk küçük kardeşininde iki balonu oldugunu ve onun abisioldugunu söyledi.daha fazla balonum olmalı dedi.bay mutluluk çocuga kızamadı belki de haklı dedi.ve başına toplanan çocuk çemberi içinde cebinde bitmeyen balonları doldurmaya başladı.artık sadece koyu renklerde balonar şişiriyordu ve ne kadar şişirse şişirsin bir kişi mutlu oluyor diğerleri üzülüyordu üzülen çocukları mutlu etmeye çalıştkça daha fazla kişi üzülüyordu.
çocuklar gitmeye başladıkta yeniler geliyordu.bay mutluluktan daha fazla daha fazla balon istiyorlardı.bay mutluluk nefes nefese kalmıştı her saniye balonları şişiriyor haldeydi yorulmuştu.
akşam olmuş çocukların uyuma vakti gelmiş bay mutluluğun çeresinden çember azalmaya başlamıştı sonunda tüm çocuklar üzgün bir halde evlerine gitti.bay mutluluk sorunun nerde ldugunu bulamamıştı.bay mutluluk dinlenmeye çekildi.
ikinci gün aynı şey oldu derken üçüncügün de aynı…..
artık dayanamadı bay mutluluk 55 kiloya düşmüş bir halde elinde siyah renkte balonlar kalmıştı.oturdu ve her şeyin faladan bir balon ile başladıgının farkına vardı artık kimse birbiri ile eşit olmak istemiyordu hiçbir çocuk bir balonla yetinmemeye başladı bazı çocuklar kendilerini üstün gördü bazıları özel bazıları sadece istedi..
bunun sonu yok diye düşündü.
elinde kalan balonları şişirmeye başladı bir iple bağladı ve yaklaşık 30 balonu bu şekilde şişirdi ipi boğazına bağladı ve balonlarla uçmayı denedi.yükselmeye başladı insanlara baktı o kadar küçüktü ve o kadar büyük şeyler istiyor ve doymuyorlardı ki.. hepsine kızdı
bay mutluluk yükseldi yükseldi boğazındaki ipin onun nefes almasını engelleyemeyeceğinin farkına varınca   nefesini tuttu  balonları tek nefeste şişiren bay mutluluk kendini şişirmek için kendisi için harcadı nefesini.sonunda bay mutluluk patladı.
gökyüzünde gökkuşağı belirdi.bazı insanlar fark edemedi bile bazıları yağmur yağmadıgı halde çıkan bu gökkuşağına şaşırdı.
ama herkes devam etti hayatına bay mutluluk çoktan ölmüş çoğu insan uzun zamandır mutsuzdu.ve bu artık bay mutluluğun suçu değildi.

1 Ocak 2014 Çarşamba

………..anlatacak çok şeyi vardı.gözlerini yerden kaldırdı ve çevresine baktı.anlayacak kimsesi yoktu.eline kağıt ve kalemini aldı ,yazmaya başladı.onu yalnız bırakan herkesi şikayet ettiği yazılar yazdı.insanları kendisine şikayet etti.
neden mi yazdı?
unutmamak için……

28 Aralık 2013 Cumartesi

hikaye

Güneşli bir gündü.aklından hava tahminlerinin tutmadığını geçiriyordur.bir çanta elinde ıssız bir durakta otobüsünü beklerken aklına daha fazla  bir şeyin gelmediğini fark etti.bir boşluk hissediyordu.yapması gereken iş yerinde olmak işini görmek ve evine gitmekten ibaretti.artık arada bir şey düşünmeye gerek duymuyordu.çok sıcak oldugunu hisseti ve ellerini cebinden çıkardı.güneş ona doğru rahatsız eder şekilde parlamaya başladı.ıssız bir durakta beklerken saatina baktı saniyelerin saat olarak geçtiği dilimlerdeydi.sadece bekledi
Derken
Arkadan bir ses işitti ona doğru gülümseyen ceketli gayet rahat  şık giyimli biri ona doğru gülümseyeme başladı.adam onun ismini biliyordu ve  konuşmaya başladı
Ona onu tanyıp  tanımadıgı uzun zaman oldugunu ve çok değiştiğinden bahsetti.eğer tanımazsa anlayacağını ve çünki çok fazla değiştiğini bahsetti.adamın kurdugu her iki sözcükten biri değişimdi
Nezaketen gülümsedi ve kıssa cevaplar vermeye çalıştı.adam sanki  bu anı yıllardır bekliyormuş gibi davranıyordu.
Onu gördüğü an arabasını ileriye park edip yanına geldiğinden bahsetti.bu biraz olsun kendini önemli biri gibi hissetirdi biri onunla konuşmak için arabasın park ediyor ve koşa koşa yanıya geliyor
Ama saf değildi bir şeyler istiyor olmalıydı herkes bu hayatta bir şeyler isterdi.
Adam söze liseden sonra yaşadıgı anlamsız değişimden  başladı liseden sonra ünide birkaç gurpta lider oldugunu ve onun  girişimcilik konusunda  geliştirdiğinden bahsetti.
Şimdi iki dükkanı oldugunu ve  kimsenin bilmediği yabancı birülkenin tatlılarını satmaya başladıgını  yeni koşuşturmasının üçüncü dükkanı açmak için oldugu söyledi
Arada soru soruyor gibi yapıyor ve kendi kendine cevaplıyor gülmeye devam ediyordu elini  omzuna doğru attı ve uzun uzun   nasıl zirveye çıktıgını bahsetti.
Bu tipler lisede silik olup içine atıp ilerde birilerin gözüne sokmak için çabalayan hasta tiplerden biriydi
Lafın sonunda söz ona gelmişti.düşündü düşündü
Ona çağrı merkezindeki işinden bahsetti.
Bahsederken hiçbir hikayesinin  olmadıgını fark etti şu ana kadar ne yapmıştı rastgele bir firmada oturup onun işlerini yapmak dışında birbirini tekrarlayan eylemlerden oluşuyordu hayatı
Ve en kötüsü dönüp baktıgında bunların hepsi gözüne bir hiç gibi geldi.
Koca bir hiç
Otobüs duragında alışkın oldugu hiçlikten başaydı ve daha büyüktü
Değersizdi
Arkadaşları omzunu sıvazlayıp ona acır gibi bir bakış attı.çünki birkaç cümleden sonra sadece yere bakmaya başladı ve sustu.
Arkadaşı gitmesi gerektiğini söyleme başladı amacına ulaşmıştı egosu yerine gelmiş gülümsüyordu yıllardır beklediği anı yakalamıştı bir başarı hikayesi yazmış ve hikayesi olmayan birine anlatmıştı
Tüm bunları düşünmeye başladı arkadaşını, hayatını yıldırımlar çatmaya başladıgı bir andı bir şeyler tersti bu hikayede diye düşündü
Onun hikayesi yoktu ve başkası bile onu hikayesine almak istemiyordu
Aniden hızlıca geçen bir arabanın önüne doğru arkadaşını itti
Ve arkadaşı ne oldugunu anlamadan başında arabaya vurdu yerlere yuvarlandı araba durmaya çalışırken onu sürüklemeye başladı
Ve o sadece izledi
Ne telaş yaptı ne heyecan sadece izledi
En sonunda inanmadı ani  bir hareketle bunlar olamaz dedi içinden bir ses gitmesi kaçmasını söyledi kimse de yoktu ama şoför indi arabadan bağırmaya eline telefon alıp arkadaşına bakmaya başladı o hepsini ağır çekimde film izler gibi izliyordu
Belki şoka girmişti.evet şok iyi bir bahane olabilirdi. Adam ona yardım etmesi için bağırdı ve anıden onune atladıgını söyledi ona durup duruken telefonla konuşmadıgını söyleyip durdu.neden adamın aynı şey tekrarladını anladı
Belki de kazanın bu yüzden olduguna inanıyordu bir andan dikkatsizlik derken sağlık ekiplerini bekledi ve arkadaşının kafası yaralı kanlar içindeki halinden zevk aldıgını hisseti.
Belki de tek suçu güzel bir güneşli bir günde  yanlış insanla karşılaşmaktı ama o gelmişti ayaklarına
Arkadaşı kurtarılmadı olay şoforun üstüne kaldı onun  telefonla konuşması yüzüden diye geçti kayıtlara
Davalar haberler gözyaşları aileler geçti aradan  aylarda peşinden kovaladı onları
 birkaç ay sonra ..
Artık aynı durakta yine güneşli birgünde  kimsenin bilmediği ve öğrendikleri anda her şeyin değişecegi bir sır taşıyordu
Artık o hikayesi olan bir adamdı
O konuşursa her şey değişecekti
O adaletin olmadıgının kanıtıydı
Ama mutluydu otobüsü geldi  bindi bir buçuk saatlikyolu boyunca kaza anını bıkmadan düşündü olanları düşündü ve gülümsedi.yine aynı şeyi yapacagını  anladı.o masumdu .ve artık bir hikayesi vardı.