anlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2014 Perşembe

ne zaman mutlu oluyoruz biliyor musunuz?


kendimizi başkaları ile kıyaslamak  yerine herkesin kendi hayatı-kendi başarısı dediğimiz an mutlu olabiliyoruz.gözlerimizi başklarına bakmak yerine ileriye baktıgımız an ilerleyebiliyoruz.
yoksa hayatımızda hep mağduru oynayarak kendimizi kandırıyoruz.
bahaneler üretiyoruz.sonra inanmak için olaylar kurguluyoruz.
belki mantıklı belki mantıksız inanıyoruz.
mutluluk sanki hiç bizim olamayacak gibi düşünüyoruz ve saniyeler öncemizi bile hatırlayamadıgımız bir hayatta mutlulugun ayaklarımıza gelmesini istiyoruz.
"bekliyoruz" ,"istiyoruz "hayatımız sadece bu iki kelime üzerine kurulu gibi hareket ediyoruz.
bizim dışımızda herkes mutlu ve çoğu hak etmiyor gibi yargılayıp kendi mahkememizde kendimizi cezalandırıyoruz.
kaç yaşında olursa olsun insanlar sadece mutlu olmak istiyor.
çoğumuz mutsuz ve önemli nedenleri var
ama değiştiremeyeceğiniz şeyleri düşünmek yerine değiştirebileceğiniz şeylere odaklanıp içinizdeki potansiyeli bu yerlerde harcayın.
sizinle beraber kalıp sizi boğmasına izin vermeyin.
düşseniz bile siz düşün diğerleri hızlı koşuyor diye düşmeyin diğerleri diye cümle kurmayın.
sorun sizde 
çözümde sizde olabilir.

23 Temmuz 2013 Salı

kibir




bazen sadece sol gözünüz yaşarır  sağ gözünüz kupkuru olur ya.
geçen gün internette gördüm bu durumlarda soldan akan yaş acı oluyor.sağ mutluluk.
herkes ağlar.erkekler bunu saklamayı bilir.bayanlar herkese göstermeyi.
insan acı çektiğinde bu acının bitmesini bekler.o acının sonsuza kadar süreceğini zanneder daha çok.
bir kurtuluş arar.
ben bundan çok neden acı çektiğimiz hakkında konuşmak istiyorum
bazen doğru olanı yaptığın halde adaletin olmadığını ve kaybettiğini düşünürsün.
bunu unutmaya çalışırsın.unuturmusun? 
asla
sadece birikir içinde
bu duygu her yenilgide büyür.
artık bazı insanları kafanda  farklı boyutlarda görmeye başlarsın.
bir kuyu oluşur içine atarsın o kişi ve kişileri.
onlar hep ordadır beyninin içinde.
sen ne yaparsan yap kazanmış mutlu halleriyle hatırlarsın onları
sonra bilinçaltın seni başarısız ,tabiri yerindeyse "ezik"gibi düşünmeni sağlar
başarırmı?
evet başarır.
sen artık bir kaybedensindir
artık herkes kahraman sen kötü adam olamayacak kadar değersiz
en çok bu üzer seni değersiz olmak
kim ister ki?
ama kafamızda oluşturduğumuz bu düzenekte asıl biz kendimizi o dar küçük ve her dakika düşündüğümüz kuyu,kutu yere koyduk.

kimse sizin hissetiklerinizi düşünmüyor.
hepsi sizin.size ait olan tek şey.
siz böyle olmasını istediniz.
çünkü o kafanıza koyduğunuz insanlardan üstün olmayı istediniz.
onların her zaman sizin altınızde ,alt düşüncelerle ifade edilmesini.
istediğiniz gerçekleşmeyince suçu kendinize atıp suçluyken suçsuz durumuna çıkarmak istediniz.
iyi olan tarafmış gibi hissetmek istediniz.
ve kibir
bunların hepsini kibir için yaptınız.
hepimizin içinde bu duygular var.
önemli olan onları ne kadar hissetiğimiz.

25 Haziran 2013 Salı

anlama anlatma






geçmişe dönmek istesek?
ne kadar klişe olurdu değil mi?
geçmişinizle aranız nasıl?
bunu eğer çok mutlu iseniz aklınıza güzel anılarınız gelicek ve burdan sonrasını okumayacaksınız bile
uzun yazıları kimse okumuyor
üzülüyorum
geçmiş diyince benim aklıma hatalarım geliyor
buraya kadar okumaya devam edenler gibi
yanlış anlaşıldığım anlar
belki şimdi tanısaydım ileride daha farklı şeyler yaşayacağımı düşündüğüm insanlar aklama geliyor
onları kaybetmenin verdiği boşluk
biz hayatımıza doğru zamanda giren insanları düşünmüyorum onlar bizim için normal biz hep sahip olamadıklarımızı düşünüyoruz
hep daha iyi şeyler yaşamak
zirvedeyken bile inmemeyi  düşünüyoruz
geçmiş çoğumuza kendimize acıdığım hissini veriyor
kendine acıyormusun sen?
ben ara sıra yapıyorum bunu
bu bir tik gibi bir şey
bir kere yapınca alışkanlık oluyor sonra bakmışsın bir yere boş bir şekilde bakıyorsun ve aklına elinde tutamadığın şeyler geliyor
bunu günün yazdığım bu saate değil gece romanların ilhamının geldiği anlarda düşün
hepimiz söyledikleri gibi anların geçmediği yılların geçtiği zamanlardayız
saniyeler beklemeler hayatımız bizden alınıyor
hep yarına ayarlanıyoruz
geçmişde yarınımızda
bunu kabul etmiyoruz
içimizdeki yarınlar bizi .mükemmele ulaştıracağını düşünüyoruz
bekliyoruz
sabah kalktığımızda dahil uyumak için ne kadar zaman var diye vahlanıyoruz
biz sadece mutlu iken yaşadığımızı düşünüyoruz
geçmiş bazen komik geliyor
yarın hep mükemmel
şu an ise sıkıcı
biz hatayı nerde yapıyoruz?

12 Kasım 2012 Pazartesi

değişemiyorum.






adalet kelimesi yerine "ced"deseydim ne olurdu?yani latin alfabesi dışında kendi alfabemi kursaydım ?ya da şöyle ifade edeyim adalet  kelimesini biz oluşturduk.biz yarattık.bir başka açıdan adalet kelimesini birkaç insan koymuş yüzyıllardır farklı kelimelerlede olsa da yaşanan bir duygu.yine insanlar yarattığı için o insanın tanımlamasına bağlı .o zaman adalet demek herkes için farklı şeyler ifade etmiyor mu?
benim istediğim adalet farklı japonyadaki insanın ya da alt katta oturan teyzenin adalet düşüncesi faklı .o zaman ülkemizde ya da dünyada adalet neden var? aşk hakkında sayısız cümle ve düşünce varsa adalet hakkında neden olmasın?iyi ve kötü kavramını  biz yarattıysak eğer" adalet" ne kadar güvenilir olur?kim güvenir?
dünyada eğer yaşamayı tercih ediyorsan adaletin olmadığını da bilirsin.
hangi insan sana adaleti öğretebilirki düşünsene.insanlar kendi kendilerine adalet diye birşey uydurmuş bir yapı ona hizmet ediyor etik düşüncelere  göre kurallar koyuyor.
ya herşeyden öte büyük suçlar dışında da özellikle toplumsal ilişkilerden bahsediyorum aslında uzatmaya gerek bile yok.biz ne kadar iyi olursak olalım diğer insanların arasında "BİR PİSLİK"çıkacak.
hepimizin hayatında nefret ettiği insanlar var.ben maalesef kin tutamıyorum.zamana bırakıyorum unutuyorum bunu iyi anlamda söylemiyorum çünkü isterdim.şuanki nefretimin sabah kalkınca ya da gelecek yıl bile olsa devam etmesini istiyorum.
intikam soğuk yenen bir yemektir ya merhametli biri bu konuda daha sadist çıkabilir yani  demek istediğim sessizden iyiden korkmalı insan.yaratıcımız bizi güneşten bile daha kızgın ,sıcak ateşte yakıcakken.
neyse devam ediyorum içimde bu nefret duyguları varken yazmak bana ne kadar huzur verici olsa da yarın uyandığımda ya da sonraki gün bunlar bana saçmadan öte gereksiz bile kalabilir.nefret ediyorum herşeyi sevmeye çalışmaktan.bazı insanlar hak etmiyor verilen değerleri ya da yaşıyorlar sebepsizce hayelleri ki bu kıskançlık değil tamamen tarafsız bakış açısı.
ve biz başkasının başına kötü şeyler gelmesini bekliyoruz neden mi?çünkü bu başta belirttiğimiz o adalet sisteminin en küçük yapı taşı olan vicdan,kalp ve diğer isimleri gece uyurken yüzleştiğimiz biz onlar hakkında bunları istiyor.ne güzel olurdu değil mi?
saf kötülük bu.saf içten gelen bir kötülük belkide.bilmiyorum .ama sadece biraz adalet istiyorum.
eskiden my name is earl dizisi yayınlanırken karmaya inanmaya başlamıştım hayatımda ince bir çizgi olduğunu ve bunu benim göremediğimi düşünüyordum.
düşünsenize ne kadar iyiysen o kadar iylik başa?
tabi yine yok öyle dünya.zaman geçince insanın başına iyi birşey geldiği zaman peşinden kötü olaylar olunca insan onu yaşama bağlaması için devamı olan iyi olayları bekliyor.
bu da yok.bazı insanlar iyi yaşamlar sürüyor.sorunları yok denecek kadar az ya da onlar onu öyle  görüyor ama bazı insanlar da doğal olarak tam tersi.sorun yok ama onlar kafalarından küçük bir  taşı büyük bir dağa çeviriyorlar.
bıktım adaleti beklemekten.insanların etik  konularda karşılıklarını bulmalarını beklemekten.ben kadere pek inanmam.insanlar yaptıklarının sonuçlarını alır.sistem böyle işler.tıpkı bir asansör gibi.
ama ..ama sorun insan ilişkileri olunca değişiyor.tercihlerde sonuç belliyken iş insanlık olunca üzülerek yazıyorum ki durum böyle değil.bunu okuyan bay bayan her kimse onun hayatında da birileri hak etmediği değeri görmüş olucak.onun ezildiği veya durumu hakkında bir şey yazmıyorum ama birileri her zaman hak etmediği değeri görmüş olucak.kime yazıyorum ki bunları?realist yanım bunu yine kimsenin okumayacağı ya da 2.,3 paragraftan okuyuıp son cümleleri bakıcağınızı söylüyor.maalesef böyle .ama önemli değil.ben ..ben buyum.değişemiyorum.

23 Ekim 2012 Salı

geç kalmaa




şapşalım ben.gerçekten şapşal.kendime çoğu zaman kızarım.hakaret ederim.yargılarım.(tabi benden başka  kimsenin bunları yapmasına izin vermem)
yani bazen kendimi anlamıyorum.ben kadere körü körüne bağlı olan insanlardan değilim.yani insanlar yaptıkları tercihlere göre sonuçlarını alır ve yaşar.benim için kader  bizim seçemediklerimizden ibaret.ki bu istisnadır .
aklım karışık.her zaman böyleydi.hep birden fazla şey düşünüyorum.yani çok hızlı ve çok farklı birbirinden alakasızlar şeyler düşünürüm ve bunun karşılığınıza alırım.konsantrasyon sorunum vardır biraz.size bakarım ama gözlerinize bakmıyorsam anlayın ki, o an aklıma geleni son şey sizsiniz ve ben çok farklı alakasız şeyler düşünüyorumdur.
neyse sorunuma geri dönüyorum.
geç kalmak.benim için uykusuzluktan sonra 2.büyük sorunum haline geldi.bugünde uyuyamadım.gecenin gündüzle yer değiştirirken senin aynı kalman ve izlemen sana güne zehir gibi başlamanla sonuçlanıyor o konuya ayrı dönücem.
bugün ilk defa hayatta kaybettiklerimi düşündüm tembellik değildi bugün ki yaşananlar hatta tam tersi.tabularımı yıkmam ve erkenden hazırlanmamdan ibaret başladı.gözlerimin altı ne kadar şişse ve gözlerimi kapatınca bana işkence yaşatsa da ben yine de yıkmaya çalıştım içimde oluşturduğum anlamsız kural ver hareketleri.
2de başlayacak şey için ben 1,30da evden çıktım oraya 5,10 dakika erken gittim.o an çok garip hissediyordum sizin için ne kadar küçük olursa olsun yaşayınca bu şeyler hissedilen duygu hiçde küçük olmuyor.
ve sonra vardığım saate bana saat 1de başlayıp bittiğini söylediler.detaylara inmeyeceğim.çünkü değersiz,anlamsız şeyler.
sonuç kader mi yani engelleyemedim yine hayatımda çoğu şeylerde olduğum gibi bunun sorumlusu da mu benim?
eski yazımda da bahsetmiştim çoğu kişi bu huyumdan yakınır geç kalmamdan.ben artık korkmaya başladım.nasıl olur?yani anlamıyorum .her şey kontrol altındayken tepetakla olur?
neyi yanlış yapıyorum ben birinci denememde değil.kaybeden olmak çok  kötü bir his.diğerlerinin kazanması için bizim kaybetmemiz çok acı.artık dayanamıyorum.çünkü bugün kaybettiğiyim manevi ve maddi olgular beni düşündükçe keşkeklerle boğuyor.kafam allak bullak oldu.ben sadece normal olmak istiyorum.
normal.
sıradan.
ve her şeyde olduğu gibi bunu da kafamda ben büyütüyor ve sorun haline getiriyor olabilirim ama bu sefer farklı.kaybettiğim şeyler gerçekten çoktu.


17 Ekim 2012 Çarşamba

Mükemmel







bazı insanlar vardır yıllardır tanısak da  ezberlediğimiz yüz hatları olsa dahi olsa  konuşunca bize yabancı gelir.hayatımızda hiç izleri yoktur.mutlu günlerimizde herkesle beraberdir adını hatırlamayız.bir"hiç"dirler hayatımızda.hiç izleri yoktur.uzun süre görmesek bırakın yüzlerini adlarını her şeylerini  unuturuz.
tabi her şeyde olduğu gibi bununda tersi durumlar vardır.
hayatımızda hiç yaşamamış ,var  olmamış insanlar bir anda ,kıssa bir zamanda hayatımızın merkezi haline geliyor.sanki..sanki hep o kişilerle yaşamışız gibi hissettiren.garip bir sıcaklık,elektrik vardır o kişiye karşı .hani anne baba kardeş sevgisi gibi içimizden gelir bu sevgi.karşılıklı olup olmaması önemsizdir .tek gerçek o kişinin yanımızda olduğu zamanlar zamanın bizimle yarıştığıdır.durmaz zaman akıp geçer haftalar yıllar derken.salvador dali resimleri gibidir.
ama en kötüsü ki benimde en çok başıma gelen durumdur.doğru insanları yanlış zamanda tanımak.
çoook kötü bir duygu.düşünüyorum kelimeler ,kelimeler birleşmek bile istemiyor cümlemde.pişmanlıklar öyle kaplıyor ki içimi.yeni bir dünya kuruyorum onlardan.benim senaryomum geçtiği başka kişilerin repliklerinin okunduğu ve benim hep gülümsediğim sahneler.keşke diyip geçmemek lazım.aklına başka hayatlar geliyor"ya şöyle olsaydı?"diyorsun.değişir miydi  her şey?bu hatamıydı  bitmesi için diyorsun kendi kendini zaman zaman azarlıyorsun hatayı buluyorsun sonra kendini azad ediyorsun.gidenlerde suçu arıyorsun en son zaman bırakıyorsun akışına .her şey onun yüzündendi diyorsun.yanlış olan tek şeyin zaman olduğuna inanıyorsun..hemde öyle inanıyorsun ki zaman geçiyor bunu öyle kabul ediyorsun ki inkar etmek bile korkutuyor seni.
keşkeler bitiyor.hayata zamana ona bunu suçluyorsun.
........ama yine de aklına geliyor ya.şimdi tanısaydım dediğim insanlar o kadar çok ki.her şeyin farklı olacağına inanıyordum .ümit ediyordum açıkçası.olur muydu?yine aynı hataları yapar mıydım?kaybeder miydim onları tekrar?2.kez kaybetmek suçu başkasına atmamak demek.suçun"ben"olduğunu kabul etmek demek.inkar edebilir miyim bunu?ben yine aynı hataları yapıncağıma inanıyorum.2.kez yaşayacağım her şey de aynı şeyleri tekrar tekrar yapacağıma inanıyorum.değişmiyoruz bu konuda.olmuyor.olmalı ama ..neden olmuyor ?

26 Eylül 2012 Çarşamba

huzur herşeydir


klişedir bu söz.yani fransızca "klişe"kelimesinden kastım hayatta bazı şeyleri yaşayınca önem kazanır.mesela önemli bir sağlık sorununuz varsa o anı yaşadıysanız klişe söz"hayatta her şeyden önce sağlık gelir"sözü sizin için anlamlı olur.ya da başka bir örnek mesela aşık olduğunuz zaman bütün şarkılar anlamlı bütün romantik filmlerindeki sahneler sizin ya da tüm dünya sizin için döner.o zaman anlam kazanır.anlatmak istediğim tam olarak bu.çoğu şeyi anca yaşayınca anlayabiliyoruz......
bütün beklentilere girmenin tehlikeli olduğunu umutlarımız kırılınca anlarız.bir iltifat aldığımızda dünyanın en önemli şahıslarından biri gibi hissederiz. ya da biri bize hakaret ettiği zaman ki bu küfür anlamlı değil eleştiri anlamlı,ağır bizi yaralayan kelimelerle yapılmışsa ;o an kendimizi sorgulamamızı dünya üzerinde kimse bizim kadar kırıcı ve aşşağılık şekilde yapamaz.biz en çok kendimize kızıyoruz.kendimizi seviyoruz.insanız ya en çabuk kendimizi kandırıyoruz.yapmayın ama hangimiz böyle değil ki?sevme kısmı kaçıranlar "egocu  insanlarımız kendilerini uçururlar ve ya tam tersi kendini diğer insanlardan soyutlayan insanlar ise aynaya bakacak cesareti bile gösteremez.bu da kötüdür.acıtır...
en güzel rüyalarımızı rüyanın o son saniyelerinde görüyoruz.tatlımızı  son dilimini yerken tatının mükemmelliğini   anlıyoruz hayatımız bitmeye yakınken,yaşlıyken her geçen saniyenin önemini o zaman anlıyoruz.hayatta her şey için biraz geç kalıyoruz ya da olması gereken bu bilmiyorum ama çoğumuz hayatında farklı dönemlerde farklı yaşında tanışmak istediği insanlar var.yaşamak ve değerini bilmek istediği anılar.bitmesin dediği halde çabucak biten şarkılar.sevilen yemekler çıkmasını beklediği filmler ..hep bir beklenti var hayatımızda.
beklenti umut diyorlar ya.
ne kadar acı çekersek çekelim,bu beni yordu dersek diyelim gelecek ,yarın adını ağzımızı aldığımız zaman garip bir umut kaplıyor vücudumuzu.dünden de beklentimiz umuttu .peki bugün neden üzüldük?dünün hayali bugün değil mi?
cevap basit.iyi şeyler ,iyi duygular,iyi insanlar diğer her duyguya ,olaya baskın geliyor.hep bir umut var .cehennemde yetişen ve açmayı bekleyen zakkum ağacı gibi.belki aptallık ,belki heydicilik ama umut.sadece istediğiniz zaman hissedersiniz.eğer öyle bir düşünceniz yoksa o da boştur diğer tüm klişeler gibi.

22 Eylül 2012 Cumartesi

Herkes böyle hisseder


hayat çok garip.diyoruz yani çoğu zaman içimizden geçiriyoruz.
sorun bizde mi?
hep yenilmek bizi resmi bir başarısız ,özgüvensiz mi yapıyor?
neden yeniliyoruz ki?
hayatta kazanmak için diğerlerinin kaybetmesi şart.
benim için tesadüf  bir kere olan bir şey tekrarlanırsa bunun adı tesadüf değil
peki kaybetmek?kaybetmekte böyle bir şey mi? bir kere kaybetmek normal ama sonra kaybetmeye mahkum  mu oluyoruz?
neden yeniliyoruz?neden biz ?neden onlar değil?
neden  hep acı çeken taraf biziz?
izlediğimiz okuduğumuz kitaplarda hep kendince iyi yönleri olan kahramanlar kazanıyor.bilinçaltımıza naklediliyor bu
eğer iyi, taraftaysanız  kazanırsın.
peki eğer yine de kaybedersen?
her şeyde önceden kendini değilde diğerlerini sevdiklerini düşünüyorsan ve yine kaybediyorsan?
bunu çoğu zaman karşılıksız yapıyorsan?
yenilmek.
önce karşı koymak sonra yüzleşmek sonra git gide zayıflamak
biz neden bunu hak ettik?
neden biz her han bu kadar melankoli depresif halleri yaşarken onlar gülümsüyor?
1 kere olursa tesadüf peki 1 değilse?
hatalarını bilirsen akıllı ,sorunlarını çözersen zeki kusurlarını bilirsen güzel olursun
peki bunları bildiğin halde yine yine yeniliyorsak?
yine hak etmeyen insanlar kazanıyorsa?
empati kuruyorsan ve yine heydilik damarın tutsa bile bu masalın kahramanı sen olamıyorsan?
neden?niçin?neden o?neden ben değil?neden onlar bu sorular beynini ele geçiriyorsa?
bu seni zavallı mı yapar yoksa güçlü ve savaşmaya hazır biri mi?
en kötüsü güçlü olmak ve zayıf olmak nasıl bir duygu?ki biz buna karar veremiyoruz?
bize birilerinin söylemesi ile hissediyoruz?
biz ..korkak mıyız sadece?
zavallı mı?
aptal mı?
hadi ama adalet yok dünyada.bunu biliyorsun zaten neye sitem ediyorum o zaman?
bu isyanım kendime mi ?onlara mı?
bu bir meydan okuma.
ve ne kadar düşersem yenilirsem kaybedersem en azından kalmaya teşebbüs edebilirim.
en azından içimde kendime ait biraz sevgi varsa bunu yapmalıyım.
yapmalıyım.

20 Eylül 2012 Perşembe

iyi insan sadece az kötülük yapmış insandır.aslında o da kötüdür






bu sözü  hep söylerim .çünkü gerçekten inandığım bir söz
küçükken masallar okurduk,çizgi filmlerde görürüz ya da hep bir cadı iyi bir kıza kötülük yapardı özellikle pamuk prenses tarzı disney hikayelerinde.
ben hep cadının tarafı ile bakardım hikayeye.tamam....üzülürdüm elbette pamuk prensese ama cadı da mutlu olmak istiyor değil mi?mutlu olmak için yapabileceği her şeyi ama her şeyi yapıyor.farklı bir bakış açısı biliyorum.belki saçma bile gelebilir size ama bunu yani iyi kötü tartışmasını reel hayatta yapamazsınız .
kimse kötü değildir çünkü.kimse eleştiriyi kaldıramaz.açık değilim der kapatır konuyu.ve itiraf edelim bizde diğer insanlar gibi eleştirmeyi seven insanlarız.bunun adına dedikodu bile diyenler var dedikodu değil bu.sadece kafanda bir X kişisi belirlersin ve o X kişisine ya tamamen pozitif ya da tamamen negatif söylevlerde bulunursun.
insanların çoğu da sadece iyi biri olduğuna inanıyorlar.çoğu yerden okumuşsunuzdur.peki ,sen iyi o iyi kim bu kötüler?bizim gözümüzü kimler korkutuyor?kimlerden korkuyoruz yüzleşemiyoruz peki?
ben bunun yanıtını alama ayacağıma inanıyorum .çünkü kötü insan yoktur.kötülük devamlı gerçekleştirilen bir eylem olduğu zaman ,o insanın yaklaşımı olaya iyi yönde rahatlama ve sıradanlık hissi veriyor.bakın yaptığı şeyi demiyorum.yapan kişinin hissetiği duygu budur içinde.yanlıyor muyum?
herkesin kendi ile güllük gülistanlık yaşamasını bekleyemezsin çünkü  biz en çok kendimizle kavga ederiz kendimizi eleştiririz,sorgularız .
bakış açısı önemli.
mesela şimdi aklınızda size itici gelen birini düşünün.hadi ama vardır biri en azından yanındayken kendinizi iyi hissetmediğiz biri.
şimdi bu biri üzerine empati kurun.ya da şöyle yapalım.bu insanı seven arkadaşlarından annesinden biri olduğunuzu düşünün.size itici gelen özellikleri ses tonu,saç rengi.ikiyüzlülüğü o anda hissedemezsiniz.çünkü o kişiyi sevmek demen o kişinin olumsuz yönlerine gözlerini kapamak demek.
şimdi bu küçük olaydan sonra 3 saniye düşünün.o kişide onu sevenler için iyi birisi değil mi?
o zaman sizin için tahammül edilemeyecek biri olması göreceli bir kavram.hatta sizi sevmeyen birileri bile vardır 7 milyar arasında?
nefret kazanmak sempatiklik kazanmaktan daha kolaydır.
vardır öyle birisi. o zaman o "var olan"birisi için siz kötü birisiniz.
paradoks gibi .işte buna biz insanlık diyoruz. hepimizin iyi ve kötü yönleri var.önemli olan o yönlerin bizi ne kadar yönettiği ve o yönlerin bize ele geçirmesine razı olmamız.
iyilik yapmak kolaydır.önemli olan yapılan iyilik hakkında beklentilerimizdir.yani ne beklediğimiz.insanların hayatında ne kadar yer etmesine izin vermemiz.
kötülük yapmak daha kolay ve insanlar hayatında  daha derin izler bırakırız.
öncelikle şunu kabul edelim.biz hepimiz birer insanız.hiçbirimiz ne melekler kadar mükemmel ne de şeytanlar kadar yoldan çıkmış.
yapılan olaylar hangi tarafın ağır basmasına bağlı.
ben buna inanıyorum.
insan olmak budur.
tecrübedir.
gerektiğinde hata yapmaktır.ama ders çıkarmaktır.

15 Eylül 2012 Cumartesi

kendini birine anlatma çabası anlama sanatı












zordur bu iş.hepimiz isteriz birilerin bizi anlamasını.hani bir söz varya sevmek mi sevilmek mi?ben ikisinide istemezdim.boşver sevgiyi.acı çekmektense hiçbiri olsun.en azından keşkelerim olmaz.gözüm arkada kalmaz.hangisi seçseydim diye hayaller kurup gerçekleşmeyen herşey için kendimi suçlamazdım.

şimdi bu mantıkla anlamak mı?anlatmak mı?hangisi diye soruyorum.bu önemli.aslında bir çeşit bilim bile denir.sosyolojiye hep hayran kalmıştım.çünkü o insan bilimi.diğerleri gibi var olani ve ya var olmayanı bulmaya çalışmaz.o zaten bizim içindir.doğrudan.çabasız.günümüz şartlarında sosyoloji okumak zordan öte işsiz sıfatı yeniliyor.en azından bu açlığı çeşitli kitaplardan karşılayabiliriz.

insanların bizim hakkımızda 15-en fazla 30 saniye konuştuğuna inanıyorum.hep dile getiririm.evde çevremde.kimseyi takmıyacaksın.doğru bir şeyi yaptığına inayorsan gerisini boşvericeksin.insanlar hep konuşur ve maalesef kimse mükemmel değil.hep arkana bakarsan hiç yol alamazsın hayatta.

yeni özelliklerimi keşfediyorum.insanın zekası 20li yaşların sonlarına kadar hızlı şekilde öğrenmesine yardım eder.sonra öğrenmek ve daha önemlisi unutmamak bilinçaltına depo etmek bilgileri zorlaştırır.belki doğru bir bilgi.kişiden kişiye değişiyor.ntv bilimde galiba okudum hatırlayamıyorum ya neyse.

ben pek insanlara kendimi anlatma çabasına girmedim.ara sıra benim gibi düşünen insanlarla nadirde olsa karşılaşınca zaten böyle bir derdim kalmıyor.enerji sinerji adını ne koyarsanız koyun o kişi anlıyor sizi.e tabi sizde onu.Diğer insanlar onlara yeni bilgiler söyleyince "ukala,kibirli,şımarık,çokbilmiş"ve diğer kelimeleri sıralıyor.ben alıştım bu duruma.artık sessizleşiyorum dış dünyada ara sıra.ben beyin fırtınalarını seven bir insanım.adımdan bile şüphe ederim.düşünmeyi ve farklı bakış açısını seviyorum bu yüzden anlatamıyorum kendimi.çoğumuz anlatamıyor kendini.ben alıştım.akışına bırakıyorum hayatı.hayat üzülmek için çok ama çok kıssa.takmamaya çalışıyorum tabi benim gibi detaycı ince detaylara takılan bir insan için zor oluyor.

belki aptallık bu.hayatımda kimse karşıma çıkıp gerçekten ilgilendiğim konuda konuşmadı benimle.ne izlediğim ne dinlediğim ne de bildiğim konularda.biraz yanlız hisssediyorum.işte burda ara sıra sanal ,gerçekten var mı yokmu bilinmeyen dünya araya giriyor.bak diyor bu onu dinliyor izliyor düşünüyor.ama reel hayatta olmaması sıkıyor insanı.
bilmiyorum yani beyin fırtınasını tartışma ,kavga sanan insanlar tanıyorum ben.kör cahillik bu ve hayatta hiçbir zaman  cahillerlerle yada bilgisiz insanlarla  birşeyler düşünmek ,şüphemi dile getirmek istemedim.büyüklerimizinde söylediği gibi hep onlar kazanıyor.moralim bozulmuyor.kaybetme duygusuna girmiyorum.ama anlayan biri bulamayacağım yanlız,melankolik bir hava hissediyorum.her soluyuşumda bana daha fazla gelen.

bence anlatmakdan çok anlayan bulmak önemli .ama anlatma çabasındanda vazgeçmemeli insan.ne olursa olsun.
yanlızlık kötüdür.ama bakış açısına göre.
dünyaya farklı bakan bir çift göz görürseniz hayatınıza yeni bir renk geldiğinin habercisidir.
sevinin çünkü çoğu insan siyah beyaz yaşıyor.